Alman polisi affetmedi, Türk diplomata trafik cezasını katlamalı kesti..!
Emekli Emniyet Müdürü İsmet Sayar, 1985 yılında, Başkomiser rütbesinde iken, Strasburg'da yaşadığı trafik cezası ile ilgili anısını sosyal medya hesabından paylaştı.

Paylaşımı okuyan çok sayıda sosyal medya kullanıcısı paylaşım altına yorum yazdı..

İsmet Sayar'ın paylaşımında şu ifadeler yer aldı : 

" 20 Mark Alalım lütfen..!

1985 yılında, Başkomiser rütbesinde iken, Strasburg'a görevli olarak gitmiştim. Görevimiz oradaki diplomatlarımızı ve binalarımızı korumaktı.

Strasburg; Fransa'da bir şehridir ve Almanya'yla sınırdır.

Almanya tarafında Kehl şehri, Fransa tarafında ise Strasburg şehirleri vardır. Birbirlerinden bir köprü ile ayrılırlar...

İkinci Dünya savaşından önce Strasburg'un bir Alman şehri olduğunu, ama savaş sonrası Fransa'da kaldığını anlatmışlardı hatırladığım kadarıyla.

Gittiğim ilk zamanlar şoför ehliyetim yoktu ve araba sürmesini de bilmiyordum.

Aslında çoğu rütbelilerin yaptığı gibi araba sürmesini bilmesem de, şoför ehliyeti alma imkânım vardı; Çünkü o yıllarda ehliyetleri bizim kurumumuz, yani Emniyet Müdürlükleri veriyordu. "Arabayı ehliyet mi sürecek yoksa ben mi? Arabam yoksa ehliyetim olmasının bana ne faydası olacak..!" mantığını yürüterek almamıştım.

Fransızca ve Almancadan da hiç anlamıyordum.

Benim gibi diplomatik görevle oraya gelmiş bir arkadaşımızın iki kapılı spor bir arabası vardı. Diplomat olduğumuzdan, arabanın plakası da Fransızların diplomatlara verdiği plakalardandı. Hani şu yeşil renkli olan, C yazan plakalardan…

Bir gün arkadaşımız bizi arabasına bindirdi, "Hadi sizi Kehl şehrini gezdirmeye götüreyim.." dedi “Hep Fransızları mı göreceğiz, biraz da Almanları görelim…”

Gittik, hem arabayla gezdik, hem de arabayı park edip yaya olarak şehrin ana caddesinde epey güzelce bi gezdik. İkindi vakti oldu, geri dönmek için arabaya bindik, hareket ettik.

Bir caddeyi sola doğru dönünce, Strasburg'a giden ana yola çıkılıyordu. O caddenin sonuna geldik, Strasburg'a döneceğiz, kırmızı ışığa denk geldik. Durduk.

Aslında kırmızı ışık dediğimiz şeyler bizi en fazla bekletseler, bir dakika bekletirler. Öyle de olsa, beklemek pek hoşumuza gitmez!

Arabanın sahibi olan ve arabayı süren diplomat arkadaşımız sağına soluna baktı, Döneceğimiz Strasburg yolundan gelip giden araçları dikizledi, geçeceğimiz yol bomboştu...

"Şimdi kim bekleyecek kırmızı ışıkta, zaten arabamızın plakası da diplomatik. Yol da uygun. Kim takar kırmızı ışığı..!" dedi hareket etti.

Kırmızı ışık yanarken, karşı yola geçtik. Strasburg yoluna tam girdik ki, arkamızda "Du di du di" diye sirenlerini öttüren bir polis arabası ortaya çıkıverdi..! Polisin gizlenmiş olduğunu biz nereden bilelim !..

Hoparlöründen emir tonunda bir ses çıktı, arkamızda oturan ve Almanca bilen arkadaş bizim şoförü uyardı:

"Bize söylüyor. Arabanızı sağ tarafa çekin ve durun..!" diye emrediyor...

Bizim arabayı süren arkadaş her ne kadar,

"Bu Almanlar salak mı yoksa? görmüyorlar mı diplomatik plakamız olduğunu..!" diyerek söylense de polisin emrine uydu, sağa çekip durdu.

Biz arabanın içinde oturup beklerken bir Alman polisi geldi, arabayı süren şoför arkadaşımızdan bir kimlik göstermesini istedi. Arkadaşımız gururla Fransızların bize verdiği dokunulmazlığımızı gösteren diplomatik kimliğini gösterdi.

Alman polisi daha sonra elinde tuttuğu makbuz gibi bir şeyi, kalemle yazmaya hazır duruma getirerek,

"20 Mark lütfen..!" dedi.

Bizim arkadaş hemen karşı çıktı,

"Nedenmiş o ? "

"Kırmızı ışıkta geçtiniz beyefendi. Kırmızı ışıkta geçmenin cezası 20 marktır !.."

Polis o kadar rahat ve kendinden emin konuşuyordu ki sanırsınız bakkaldan alışveriş yapıyor da parasının üstünü istiyor...

Bizim arkadaş dalga geçer gibi sırıttı, arkadaşımıza destek olmak için biz de sırıttık, "Yahu sizin işiniz gücünüz yok mu be kardeşim, gidin de kendi işinize gücünüze bakın," der gibi bakmaya başladık...

Alman polisi diplomatik dokunulmazlığın ne olduğunu bilmiyorsa, elbette ona öğretmesini bilirdik..! Koskoca diplomatları durdurup, kırmızı ışıkta geçtiler diye ceza mı kesilirmiş... Ne kadar ayıp bir şey..! Yaptıklarının farkında bile değildiler. Bizim memleketimizde aynı şeyi onların diplomatları yapsa, koruma aracı bile verirdik. Bizim polis arabalarımız da "du di du di" diye öttürürlerdi sirenlerini ama ceza kesmek için değil, onlara yolu açmak için..!

"Bizim diplomatik dokunulmazlığımız var. O dediğin bize sökmez..!" dedi arabamızı süren diplomat arkadaşımız.

Alman polisi,

"Sizin diplomatik kartınız Fransa'da geçerli olabilir ama burası Almanya ve bizim görev yapmamıza engel olamaz. Lütfen 20 mark cezanızı ödeyin..!"
dedi efendice “Kırmızı ışıkta geçtiğinizin farkındasınız değil mi ?"

Elbette kırmızı ışıkta geçmiştik. Hem de bilerek geçmiştik..! Ne olmuş yani geçtiysek !..

Bizim arkadaş da aynen bizim düşündüklerimizi okur gibi,

"Evet memur bey, kırmızı ışıkta geçtik ve üstelik bilerek geçtik..! Ne var bunda ?" dedi kendine güvenerek...

"O zaman 20 mark cezanızı ödeyin lütfen..!" diye yeniledi Alman polisi.

"Biz ne diyoruz, siz ne diyorsunuz, bir fenik ödemeyiz," dedi arkadaşımız.

Diplomatik kimliğini futbol oynayanlara kırmızı kart gösteren hakemler gibi salladı, polisin yüzünü yellendirdi,

"Diplomat diyoruz diplomat..!" dedi...

Benim de içimden, “Boru mu lan bu?” diye efelenmek geçtiyse de, tuttum kendimi, sesimi çıkarmadım. Arkadaşım hiç de böyle şeylere pabuç bırakacak cins insanlardan değildi. Az sonra Alman polisinin koluna sepetini takıp gönderirdi. Sert kayaya çarpmıştı garibim...

Alman polisinin yüzü birden daha ciddi bir hal aldı.

"Cezanız 40 mark oldu beyefendi..!" dedi...

Bizimkisi haklı olarak, cık cık çekti, başını sağa sola sallayarak Alman polisine hak ettiği cevabı hemencecik verdi,

"Biz 20 markı ödemeyiz diyoruz, sen 40 marktan bahsediyorsun,"

Alman polisi galiba aksi ve söz anlamaz biri olmalıydı,

“40 mark cezayı ödemezseniz, ödeyinceye kadar arabanızı da parka çekmek zorunda kalacağız..” diye uyardı.

Kültür farklarının ne olduğunu bilmiyoruz ki..! Sanıyoruz tüm dünyada işler bizim vatanımızdaki gibi dönüyor…

Arkadaşımız da haliyle yiğit biriydi,

“Zırnık işlemez..” dedi “Sıkıyorsa alın da görelim..!”

Alman polis aynı ciddiyetiyle,

“Cezanız 80 mark oldu, direndiğiniz takdirde yeniden artırmak zorunda kalacağım..!” dedi.

Baktık ki Alman polisi çok ciddi, hiç şakası yok, arkadaşımız direnmeyi bıraktı, “İnsanlık bizde kalsın..!” havalarına geçti,

“Bari bir iyilik yapın da, cezamızı Fransız Frank'ıyla ödeyelim..” dedi.

“Olmaz..” dedi “İllaki Alman Markı olacak, 80 mark lütfen..!

Ceplerimizi kurcaladık, Allah’a şükür o kadar Alman markımız çıktı. Hemencecik parayı ödedik. Makbuzumuzu aldık, bastık gaza, oradan ayrıldık. Giderken arkadaşımızı da uyardık,

“Aman ha, süratli gitme, bir de aşırı süratten ceza yemeyelim, ödeyecek Alman markımız yok..!”

Sonra içim nedense rahatladı,

"İyi ki itiraz etmedin yiğit yürekli arkadaşım.." dedim "Yoksa 160 mark diyecekti vicdansız, yarı fiyat ödeyerek kurtulduk !.."

Sonraki zamanlarda benim de arabam oldu. Almanya tarafına ben de sık sık geçtim. Ama hiç trafik kurallarını ihlal etmedim. Almanlar benden hep havagazı aldılar..!

80 mark cezayı ödedik ama Alman disiplininin de ne olduğunu bu olayla yaşayarak öğrenmiş olduk..!

Adamlar da ne af vardı ne de vicdan..! Onların kültürü de öyleydi işte…

Bizim kültürümüz de olsa, "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" der, o polisi rezil eder, "Tayinimi çıkarmasalar bari.." diye düşünmekten polisi bir hafta geceleri yatırmazdık... "



Paylaşım altına yazılan bazı YORUMLAR şöyle sıralandı : 

Ergün Asmaoğlu  : İsterse devlet başkanı olsun.İsterse ingiltere kraliçesi olsun hiç kimsenin suç işleme kuralları ihlal etme ayrıcalığı yoktur..Suç işleyen kuralları ihlal eden kim olursa olsun ismine ve ünvanına bakılmaksızın müeyyide uygulanmalıdır.

Ertan Aydin :İsmet bey, Eski Türkiye döneminde, gene de Avrupada belli bir saygınlığımız vardı, şimdi nerdeyse hiç kalmadı..Bireysel ilişkilerde,düzgün almanca ve sosyal yönünüz varsa siz hiç benim tanıdığım Türklere benzemiyorsunuz, lafını sıkça duyar olduk..!

**şimdi 160 € ve 3 ay ehliyet alıyorlar..!

Ders alınası güzel bir anı olmuş.

Akın Girgin :Bir zamanlar,benim memurum, işini bilir dönemi yaşadık.Trafik polisi 5 liraya göbek atıyordu.Türkiye aynı Türkiye,farkı yollarımız iyi ve İstanbul'un nüfusu 20 milyon ve köprü ve hava alanı yetişmiyor.Birde şeytan çıkaran Doçent,kılıç kalkan kuşanan Rektörlerimiz,binlerce İmam Hatip Okullarımız var...!

Mehmet Gezgin : Rusya'da 150.000 dolarlık arabaya binen kişi dağın içinde sırf hatalı sollama yasağı var diye kamyonlarin arkasından geri geliyor.. 5 km takip ediyor ya 1 tanesi de kafayı çıkarsın selektör yapsa ya kural ihlali yok ..Saygı var ama denetleyen polisde yok.. Trafik kültürü oturmuş.. Biz de trafik kuralları oturması için trafik polisleri 12 saatlik mesaiyi beleş peşinde koşmayarak yolda kendilerini hissettirecekler o zaman biraz düzelme olur..!

Serkan Çetinel : Almanya’da polis Devletin ta kendisi ...Görevi ne olursa olsun,polislik olmuş ise ,hiç şansı yoktur...Cumhurbaşkanı olsa bile..Çünkü hizmet Devlet içindir ; polis ise o devletin kanunlarını gözetir.. Hükümet gelip geçicidir ama Devlet kalıcı'dır...

Tc Ahmet Arkın : Ciddiyet-kararlılık-kanunlara saygı kurallara riayet-devlet adamlığı hepsi bu...!


ULUSALSES.COM-**ÖZEL HABER : HALİS KAHRAMAN


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner59