" Bir polis, Ben polisim demekten önce.. "
Emekli Emniyet Müdürü Çetin Domaç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda,
" Bir polis, ben polisim demekten önce.., BEN İNSANIM DİYEBİLMELİDİR." dedi




Çetin Domaç'ın sosyal medya da yer alan " AMATÖR YAZARLAR PLATFORMU " isimli grup sayfasından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı :


" BEN İNSANIM DİYEBİLMELİDİR.

Değişen yeni sistem ne derse desin ya da
nasıl anlar ve nasıl uygularsa uygulasın,
polisin görevsel anlayışı hakkında,
ben yine de bildiğimi okurum.

3-5 polisin sokakta ve araçta dövdüğü şahsın davasında,
Yargıtay 8'inci dairesi olayı, darp yoluyla yaralama değil,
TCK'nun 94'üncü maddesi kapsamında işlenmiş
işkence suçu saymıştır.

Bu karar umarım ve dilerim,
birilerinin fedaisi gibi davranabilen bazı kendini bilmez polislere ders olur.

Hukukun üstünlüğü ilkesiyle davranabilen
güçlü güvenlik örgütlerine sahip olan devletlerin,
güçlü demokrasilere sahip oldukları da bilinmektedir.

Halkın kayıtsız şartsız
egemenliği üzerine oluşan demokratik sistemlerde,
her şey halk için yapılır.
Halkın huzur ve güvenini korumak ve sağlamak
durumunda bulunan güvenlik teşkilatlarının önemi de,
doğaldır ki kaynağını bu görüşten alır.

Halkı oluşturan insan faktörü,
güvenlik personelinin doğrudan ilgili olduğu alandır.
Başka deyişle güvenlik personeli,
insan yaşantısıyla iç içe olmak ve insanı yakından tanımak,
insanın Anayasal haklarıyla,
kendi görev ve yetkilerini dengelemek ve
bunları demokratik sisteme ve
hukuk platformuna oturtmak durumundadır.

Aksi halde, dengenin bozulmasına,
hukuk sisteminin yara almasına ve
demokrasinin de sakatlanmasına neden olunacaktır.

Görevinin temel unsuru insan olan polislerin,
halk desteğini arkalarına almaları,
bu bakımdan da kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Bu zorunlulukların başarıyla aşılabilmesi ancak,
hukukun üstünlüğü ilkesinin, demokrasinin ve
insan haklarının evrensel kurallarının,
polisin uygulamalarına yansıtmasıyla mümkündür.

Bu erdemli kavramları özümsemeden
görev uygulayacak polisin,
ne kendi adına ne de teşkilatı adına
başarı sağlaması beklenemez.

Konumu, pozisyonu her ne olursa olsun,
karşısındakiyle daha iyi ilişki kurabilmenin
yolunu bulabilen polis, hem kendi huzuruna,
hem de toplumun genel huzuruna katkı sağlar.
Bu yolla da görevinde daha başarılı olarak,
yüce bir görevi yapıyor olmanın huzur ve mutluluğunu yaşar.
Bu takdirde de, yaşamından hudutsuz keyif alır.

Geçmişte bazı polisler, öğrenci ya da işçi eylemlerinin veya
toplumsal bir olayın saldırıya dönüşmediği durumlarda bile,
gezi olaylarında da görüldüğü gibi,
zaman zaman gereksiz şiddet göstermişti.

Bu yolla da, ideolojik ya da partisel karşıtlıklarda
taraf gibi de davranmışlardı.
Bu davranışlar, başlangıçta tarafsız olan öğrenci ve
işçi kitlesinin ya da toplumsal olay katılımcılarının
hatta kamuoyunun,
polislere olan güvenlerinin örselenmesine sebep olmuştu.

Aşırı gerginliğe maruz bazı polisler,
kendi saplantıları istikametinde gelişen sertlik ve kabalıklarını,
başka insanlar üzerine yoğunlaştırarak davranırlar.
Sonra da karşısındakine,
hakaret ya da dövme olayını başlattıkları bilinir.

Aslında polis, hatalı ya da
sonuçta suç teşkil eden bir eyleminde,
eylem içeriğinde kısmi doğrular olsa bile,
kısmi doğruları öne çıkararak eyleminin tümü doğruymuş gibi,
o kısmi doğrulara dayanan gerekçelerle savunma yapamaz.

Başka deyişle hiçbir gerekçe, hukuksuzluğun özrü olamaz.
Hele hele polisin hukuksuz davranışları
insan değersizleştiriyorsa ya da
insan yaşamı söz konusu oluyorsa
asla söz konusu olamaz.

Hiçbir polisin ya da hiç kimsenin,
“vatan-millet” söyleminin arkasına saklanarak,
kendisini hukukun üstünde görmeye,
hakkı da yetkisi de yoktur.

Örneğin, sanığı falakaya yatıran,
döğen, işkence eden ya da aşağılayan,
dolayısıyla suç işleyen bir polis,
oluşan tepki karşısında,
ben görevimi yapıyorum.
Sanığı konuşturarak delilleri ortaya çıkarıyorum.
Bunu ülkeme hizmet etmek için yapıyorum mantığıyla,
sözde kendini haklı gösteren,
ama hukuki doğruluğu olmayan bir savunma yapamaz.

Kaldı ki, “yıkın falakaya” diyenlerin hukuktan nasibini almamış,
bilgisiz ve aciz polis oldukları da kesindir.

Bu tarzın, insan haklarıyla bağdaşmadığı ve
polisin sorumluluk imajını,
polisin şahsında devletin imajını ve
halkın adalet duygusunu zedelediği de muhakkaktır.

Esasen bu tablo,
halkın ve devletin polisi olmak ilkesiyle çalışan polisten ziyade,
etkileri altında kaldıkları anlayışlarla,
ideolojik yada partisel bağımlılıkla davranan
polislerin uygulamasıdır.

Bunun gibi; ilkelerini,
hukuki dayanaklı doğru bildiklerini es geçen,
herkese eşit tarafsızlıkla davranması gerekirken ve
böyle davranmak asli göreviyken,
pasife alınmayı, sürülmeyi ya da
bir makama oturtulmamayı göze alamayan,
dolayısıyla, dümen suyu hatırına
zaman zaman asli görevini yapmayan,
devletin ve halkın polisi olmak yerine,
bir ideolojinin, bir cemaatin, bir partinin ya da
birilerinin adamı olmayı yeğleyen bazı polislerin,
arka bahçe mensubu olmaları ya da
makam hırslarına bağlı kapı kullukları,
can ve mal güvenliğine etkili,
asayişe müessir siyasal içerikli toplumsal olaylarda,
gereksiz biçimde orantısız güç kullanmalarının da nedenidir.

Bunun yanında yakın tarihimiz,
demokrasimize ve rejimimize yönelik
tehlikeli sonuçlar doğuran, terör ve anarşik olaylar ile
toplumsal kargaşaların göstere göstere gelişiyle doludur.

Bu oluşumlar karşısında sergilenen
yönetimsel basiretsizlik örnekleri de çoklukla vardır.

Bunun gibi yakın tarihimiz, sıradan ve normal olan,
demokratik tepkilerini silahsız ve
saldırısız biçimde ortaya koyan
bi günah kalabalıklara, orantısız güçle müdahale ettiren
bürokratik oligarşinin ve
onların yalakaları bazı amirlerin
yönetimsel hatalarıyla da doludur.

Bütün bu örneklere rağmen ve ne yazık ki halen,
barış içinde ve huzurlu bir ortamda yaşama arzumuz ve
temiz toplum beklentimiz maalesef,
hayal olmaya devam etmektedir.

Bir polis, icra etmekte olduğu mesleki görevleri sırasında,
farklı rolleri aynı anda üstlenmek durumunda kalabilir.
Bu takdirde belki iç çatışma da yaşayabilir.
İç çatışma sürecinde o polis,
önce insan mı?
Yoksa polis mi?
Olduğuna karar verebilmelidir.

Sonuçta, bu iki rolü ne şekilde bağdaştırabileceği konusunda,
kanunları ve etik kuralları dikkate alarak,
uygun bir yol bulmak zorundadır.

Demem o ki bir polis,
Ben polisim demekten önce,

BEN İNSANIM DİYEBİLMELİDİR.." 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner59