CHP Lideri Özgür Özel Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Türkiye gündemini konuşan Özel, iktidara da sert çıkışlar yaptı. CHP'li belediyelere art arda operasyonların ve yeniden dolaşıma sokulan 'mutlak butlan' iddialarının ardından CHP'nin kuşatmayla mücadelede için yeni bir yol haritası belirlediğini kaydeden Özgür Özel, dünkü MYK toplantısında 'Yeni Yol Haritası' belirlediklerini ifade etti. Yeni yol haritesını parti sözcüsü Zeynel Emre açıklamıştı. Yeni yol haritasının detaylarını ise partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel gündeme taşıdı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Grup toplantısına bu yüksek katılım, sürekli bir kötülükle karşımızda olanlara, arkadaşlarımıza saldıranlara yani dost olmayanlara kaygı, dost olana da güven veriyor. İyi ki varsınız... Zor bir haftayı geride bıraktık, önce Şanlıurfa ardından Kahramanmaraş'taki saldırılarla içimiz yandı.
TOM BARRACK'A SERT TEPKİ
Bunun ardından bir saldırı da Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik hadsiz bir saldırı da gerçekleşti. ABD'nin büyükelçisi Tom Barrack, duvarında "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözünün yer aldığı, Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu Meclis'in çatısı altındayız. Gelip bu ülkeyi yönetene güven mektubu sunan, bu ülkeye saygılıyız diyenler oturuyorlar bacak bacak üstüne atıp gerilip, yayılıp özensiz cümleler kuruyorlar...
Trump'ın düzenini Türkiye'de ilan etmeye kalkıyorlar, bu olurken Erdoğan oğlundan Trump ile görüşmek için randevu istiyordu.
Bu topraklarda güçlü lider monarşisi lazım denince susanlara söylüyorum... Aslında saflar net. Dünyada da netleşiyor.
"HEDEFLARINDA HALKI YOKSULLAŞTIRAN YENİ BİR SİSTEM "
Elon Musk ve Donald Trump, Almanya'da AFD'yi destekliyor. Dünyanın bütün otokratlarını bir arada tutan, birbirinden öğrenmesi, birbirini desteklemesi.. Nerede onlara yarayacak model varsa birbirlerinden öğrenip, demokrasileri gerileterek, halk yerine zümreleri koyarak, halkları yoksullaştıran yeni bir sistem kurmaya çalışıyorlar.
Onlar Trump ile, Trump'ın desteklediği Netanyahu ile aynı saftalar, biz Gazze ile, Brezilya'da Lula ile İspanya'da Sanchez ile dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız. Herkes layığıyla beraber.
Şimdi çaresiz kalınca gruplarında perde indirip izletiyorlar... Geçmişteki konuşmalardan parçalar kesip yalanı oynatıp onun üzerine CHP'ye, kurumsal kimliğine, geçmişine.. Ecevit'ten utanmadan, Sevr'i yırtıp atanlardan utanmadan, Gazi'nin hattını tutturamayan, CHP'ye demokrasi dışı yeni bir hat tarif edemezler.
"SAFLAR BELLİDİR, BUNLAR GİDİŞİN İŞARETİ"
Sosyal medyadaki linçler, hedef göstermeler... Kimse enseyi karartmasın... Bunlar gidişin işareti, bu dirençten geçmeden iktidar olunamıyor. Bütün arkadaşlarımız meselenin farkında.
Türkiye'de iktidarın değişmesi için saflar bellidir. Dünyada nasıl Erdoğan, Trump ve İsrail aynı tarafta durup kendilerine bir iktidar tarif ediyorlarsa, biz Filistin ile beraber, dünyanın bütün demokratlarıyla beraberiz...
Yapılacak ilk seçimi bekliyoruz. Yapılacak ilk seçimde, aynı Macaristan'da olduğu gibi otokrat ve ondan medet umanların hepsini birden yeneceğiz. Türkiye’ye demokrasiyi geri getireceğiz..
23 NİSAN HAFTASI OKUL KATLİAMLARI
Bu hafta 23 Nisan haftası, ama biz okullardaki kanlı saldırıları konuşuyoruz. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki saldırılar münferit değil. Bunlar devletin sosyal alandaki çöküşünün göstergesi. Yıllardır söylüyor, sorunları tespit ediyor ve önerilerde bulunuyoruz.
Bu bakan döneminde okullarda 45 saldırı oldu. Bu bakan döneminde 6 öğretmen, 11 öğrenci, 2 okul çalışanı ve 1 veli hayatını kaybetti.
HAK ARAYAN MADENCİLERE ŞAFAK BASKINI
Emekliye acımayan işçiye acır mı. Soma'dan önce olabilecekleri anlattım, o gün dinlemeyenler sonra dinledi. Bugün hala madencilerle sorunları var. Soma'da kalanlara söz vermişlerdi. Orada adalet sözünü tutmadılar, kişi başına 5,5 gün yatanları saldılar. Geride kalan madencilere verdikleri sözlerin hiçbirini tutmadılar. 7 yıl mücadele etti madenciler tazminatlarını alabilmek için.
Bir sendika kurdular Bağımsız Maden-İş diye, seslerini duyurmak için her şeyi yaptılar, Ankara'ya yürüdüler. Her geldiklerinde Süleyman Soylu karşılarına jandarmayı dikti.
O işçiler, iki arkadaşları hak arayışı sırasında hayatını kaybedince haklarını aldılar.
Çıplak ayakla yürüyen, çocuğunun hakkını savunan 110 madenciyi gözaltına aldılar.
Biz CHP olarak sendikalaşmaya engel olan tüm yasal düzenlemeleri işçi lehine değiştireceğiz.
ALİCAN ULUDAĞ
Devletteki yozlaşmaya, birilerinin hnaklı birilerinin haksız çıkmasına bir örnek vaka üzerinden bakmaya geldi sıra. 29 Ekim 2025.. Boşuna ölümler ülkesinde sıradan bir gün. Gebze'de 7 katlı Aslan Apartmanı çöküyor, anne, baba, iki çocuk ölüyor, bütün sokak boşaltılıyor...
O sırada meslek odasının metro inşaatı nedeniyle 'bu bina çöker' dediği raporu gazeteci Alican Uludağ haberleştiriyor. Bunun üzerine Ulaştırma Bakanı önce haberi yalanlayıp ardından Uludağ hakkında halkı yanıltıcı bilgi yayma suçu nedeniyle soruşturma açılıyor. Şu anda da Alican Uludağ iktidarı rahatsız eden haberleri nedeniyle cezaevinde yatıyor.
Şimdi elimde Gebze'ye ilişkin bilirkişi raporu var. "Tünel kazılarının başlamasıyla ile yeraltı suyunun seviyesi değişiminin etkisiyle hacim kaybı oluştuğu, 2025 Ekim ayı sonuna doğru zemindeki hacim kaybının bina stabilitesini etkilediği ve bina temelinin zeminle temasının kaybolması neticesinde binanın aşağı yönde çöktüğü kanaatine varılmıştır..."
Bu haberi yapan yanıltıcı bilgi diye soruşturma geçirdi, çökmenin metro inşaatıyla ilgisi yok diyen bakan, yani yanıltıcı bilgiyi yayan o makamda oturmaya devam ediyor. İşte Ak Parti'nin kara düzeni budur, cezalandırılması gereken budur...
ATAŞEHİR BELEDİYESİ'NE OPERASYON
CHP'nin evladı, CHP'nin iktidarına inanıp milletvekili adayı olmamış, mücadeleye devam etmiş, belediye başkan adayı olmuş, AK Parti'nin Kadıköy'den koparıp kendine ayırdığı Ataşehir'de rekor oyla seçilmiş, Onursal'ın hak yemediğini bilmeyen yoktur...
Dün sorgulandı, bir iddia yok, bir kanıt yol, yalandan bir HTS kaydı bile yok, hiçbir şeyle ilişkilendirilmemiş.. Dinleme takip yok.. 'Sen suç örgütünün başısın' diyorlar. Tek suç bulamayıp, belediye çalışanlarını suç örgütü yapmışlar, bunun üzerinden Onursal'ı almaya, CHP'nin iktidar yürüyüşüne yeni bir çelme takmaya çalışıyorlar...
Öyle bir noktadayız ki ya kötülük kazanacak ve geriye hiçbir şey kalmayacak ya da direnenler kazanacak...
Göreve geldiğinde 'Şafak operasyonları bitecek' diyenlerin ne yaptığını gördük. Onursal'ın evine şafak vakti gelmediler, gece 01'de geldiler.
Ne zamanki iktidarın seçimle gideceğini gösterdik, o gün bugündür huzurumuz yok, o gün bugündür saldırı altındayız. Onlardaki asıl korku Allah korkusu yerine sandık korkusu. Her suça bulaşmışlar ama Allah'tan korkmamışlar şimdi sandıktan sonra ortaya çıkacak hukuk devletinden korkuyorlar.
1 yıldır ülkenin huzur ve refahından çalıyorlar. Ekrem Başkan'ı aldılar bomboş bir iddianameyle rezil oldular. Şimdi Ekrem Başkan her gün bir yalanı çökertirken, Aziz İhsan Aktaş'ta 700 yılla yargılanan serbest gezerken, iftira attıkları cezaevinde. En son Aziz İhsan Aktaş'ın malvarlığındaki tedbiri de kaldırdılar.
"GÖKÇEKGİLLERE KİMSE BİR ŞEY SORMAMIŞTIR"
Kendileri yıllar önce tüm bu suçlarla suçlanıp bir gün bile gözaltına alınmayanlar, bir gün bile tutuklu yargılanmayanlar, aldıkları cezayı bile telefonla davet edilip cezaevine gidip kendine koğuş arkadaşı seçenler, bugün kendinden sonraki Cumhurbaşkanına bu büyük kumpası kurarak görevi teslim etmemek, iktidarı vermemek, seçimde karşısındaki rakibi kendisi belirlemek ve bin bir kötülükle bir seçim daha kazanmak için elden geleni yapmaktadırlar.
Bir yanda "efendim, 620 tane AK Partili belediyeye de soruşturma izni verdik." Bir gözaltı yok. Bir ifadeye çağrılma, polisle bırakın polisle çağrılmayı, eve baskın yapılmayı, gidip de kapısı çalınıp "sizi savcı çağırıyor" demek yoktur.
Eldeki dosyaları alıp üstüne oturup yıllardır Melih Gökçek'i koruyanlar, "metal yorgunluğu" diye istifa ettirdiklerine "ederse istifa kendi kendine eder, yoksa yapacağımızı biliriz" diyerek kimsenin bir belediye başkanı görevden alma yetkisi yokken "FETÖ'cüsün" ya da "hırsızsın" imasıyla istifa ettirdikleri Gökçekgillere, kimi güle oynaya kimi ağlaya ağlaya görev bırakanların bir tanesine bir savcı çağırıp da bir şey sormamıştır.
Ama millet bir yanda pişkin pişkin Melih Gökçek'e bir soru sorulmazken ömrünü Ankara'ya vakfetmiş Mansur Yavaş'ın sürekli ıvır zıvır şeylerle "soruşturma izni verdik, verin son dakika kaygı yaratın, tahribat yaratın, Mansur Yavaş'a da acaba bir şey olacak mı" diye endişe yaratın çabalarını görmektedir.